VARİS MERKEZİ
LAZER ve RADYOFREKANS
YÖNTEMİ İLE VARİS
TEDAVİSİ
LAZERLE VARİS TEDAVİSİ
Lazer teknolojisi varis tedavisinde son 5 yıldır gittikçe artan yaygınlıkta kullanılmaktadır. Cildin dışından verilen lazer ışınları ile çapı 1 mm altında olan toplardamar genişlemeleri yok edilebilir. Ancak daha geniş çaplı damarlar cilt dışından lazer ile tedavi edilmemelidir. Damarı kapatmak için gereken yüksek enerji ciltte yanıklara, renk değişikliğine ve parşömen gibi değişikliklere yol açabilir.
Günümüzde tüm dünyada en popüler tedavi büyük varislerin içten lazer ile kapatılmasıdır. Bu girişim eskiden hemen daima cerrahi tedavi gerektiren hastalarda rahatlıkla kullanılabilmektedir. İşlem sırasında öncelikle bir iğne ile damarın içine girilmektedir. Ardından Doppler ultrason denen bir cihaz kılavuzluğunda öncü tel damarda uygun yere yerleştirilmektedir. Ardından lazer ışığını damar duvarına verecek olan ince tüp damar içinde ilerletilmektedir. Son olarak lazer kaynağı çalıştırılarak kontrollü olarak damarın içten tıkanması sağlanmaktadır. Bu yöntem önemli avantajlara sahiptir. Öncelikle lokal anestezi altında yapılabilmektedir. İşlem ortalama 30 dakika-1 saat sürmekte, hasta 1-2 saat dinlendikten sonra yürüyerek evine gönderilmektedir. İşlem sonrası hareketlerinde herhangi bir kısıtlama gerekmemektedir. Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa ülkelerinde heryıl onbinlerce hasta bu yöntem ile tedavi edilmektedir. Girişimin başarı oranı %98 civarındadır. Bu yöntem varis yakınması olan olguların % 70’ine uygulanabilmektedir. Başarı için iyi hasta seçimi çok önemlidir.
İşlemin komplikasyonları nadirdir. Olguların %20’sinde bacakta geçici morluk oluşabilir. Günümüzde bu teknoloji ülkemizde tarafımızdan yaygın olarak uygulanmaktadır.
Bizde kliniğimizde yüzlerce hastada bu yöntemi kullanarak mükemmel sonuçlar elde ettik.
Ayrıntılı bilgi için bkz. menü
VARİS-TOPLARDAMAR HASTALIKLARI
LAZERLE VARİS TEDAVİSİ
VARİS TEDAVİSİNDE TÜRKİYEDE BİR İLK
ENDOVENÖZ RADYOFREKANS
DALGALARI İLE VARİS TEDAVİSİTürkiyede öncülüğünü yaptığımız ve Türkiyedeki en büyük seriye ulaştığımız lazerle varis tedavisi uygulamasından sonra radyofrekans dalgaları kullanılarak varis tedavisine imkan sağlayan yeni bir teknik olan Endovenöz Radyofrekans Yöntemi ile varis tedavisini de yüzlerce hastamıza uyguladık.
Bu yeni tekniğin uygulanması ile mükemmel kozmetik sonuçlar ve yüksek hasta memnuniyeti ile karşılaştık
RADYOFREKANS DALGALARI İLE VARİS TEDAVİSİ NEDİR?
Varis
tedavisinde değişen yeni uygulama ile ağrılı Varis
damarlarından kolayca kurtulabileceksiniz.
Uygulamanın başarısı üç yıllık takiplerde yüzde
doksanların üzerinde olup, hasta memnuniyeti yüzde 98
civarındadır. Uygulamanın FDA onayı vardır. Yeni
teknoloji ile minimal invasiv olarak Radio Frekans
kateterler kullanılarak steril ortamda ameliyathane veya
muayenehanede lokal anestezi ve renkli doppler görüntü
destegi ile
segmental ablasyon ( 7cm,7F ) yöntemi
uygulanarak ayaktan tedavi şeklinde varis damarlarının
kurutulması gerçekleştirilmektedir.
Bu uygulama 20 milimetreye kadar olan safen damarları
için yapılmaktadır. İyileşme süresi çok kısadır.
Kozmetik olarak çok başarılıdır. Bu yeni teknolojik
uygulama yöntemi lokal anestezi ile yapılmaktadır.
Hastanın uygulama sonrasında hastahanede yatmasına gerek
olmamaktadır. Ağrılı reflusu olan Varis Damarlarına diz
altından iğne ile girildikten sonra, ince bir Radio
Frekansı kateteri yerleştirilip Renkli Doppler görüntü
desteği ile
segmental ablasyon ( 7cm,7F ) yöntemi
uygulanarak 120°C enerji verilmektedir.
Kateterin 7cm’lik bölgeye 20 saniyelik segmental ablasyon yöntemi uygulanması sonunda kurutularak kateter dışarı çıkarılmaktadır. Total uygulama süresi bir hasta için 30 dakikayı, damara girildikten sonra 3.5 dakikayı geçmemektedir. Hastanın uygulama yapılan bacağına bandaj sarılarak 2-3 gün boyunca damarın kapalı kalmasına yardımcı olunmakta ve bu süreye müteakip basınçlı varis çorabı tedavisine geçilmektedir. Bu yöntem ile tedavi edilen hastalar bir gün sonra normal aktivitelerine dönebilmektedir. Varisli hasta damarın kurutularak kapatılması sonucunda, sağlıklı yeni damarlar gelişerek onun yerini almaktadır. Normal kan akışı sağlandığında ağrı ve varise bağlı diğer oluşumlar iyileşmektedir. Uygulama sonrasında hastalarda morluk, şişlik ve yara izi olmamaktadır. Bu uygulama etkili ve başarılı olmaktadır.
Uygulamanın Avantajları:
Uygulama sonrasında hasta normal aktivitesine bir gün
sonra dönmektedir.
İyileşme süratli olmaktadır.
Ağrı ve acı ile fiziksel aktivitelerde sınır
olmamaktadır.
Diğer uygulamalara göre başarısı ve etkinliği daha
iyidir.
Komplikasyonları diğer uygulamalara göre çok daha azdır.
Uygulama kontrollu ve anlık verilere göre bilgilerin
ışığı altında yapıldığı için kararlı klinik sonuçlara
ulaşılmaktadır.
7 Fr kateterler ile 20 milimetreye kadar damarlara
uygulama yapılmaktadır.
60 cm ve 100 cm olmak üzere 2 ayrı kateter uzunluk
ölçüsü bulunmaktadır.
Devamlı veri besleme ışığı altında yapılan uygulama
sonrasında 120 santigrat dereceye kadar ısıtılan damar
yapısı çökmekte, damar endoteli tahrip edilerek,
kolagenlerin kontraksiyonu sonucunda damar duvarı
kalınlaşıp kan geçirmeyecek şekilde kapatılması
gerçekleşmektedir.
Anahtar
Karşılaştırmalar
|
Lazer |
Radyofrekans |
| Çok yüksek dereceli ısı ve geri besleme kontrolsüz | Düşük derece ısı ve geri besleme kontrollü |
| Damar duvarına dolaylı enerji aktarımı | Damar duvarına direkt enerji aktarımı |
| Perforan oluşumunun meydana gelmesi | Şu ana kadar ki çalışmalarda sıfır perforan oluşumu |
| Devamlı geriye çekme yöntemi | Segmental ablasyon |
| 45cm ablasyon ~3-7.5 dakika | 45cm ablasyon ~3-5 dakika |
www.firatlar.com sitesinden alınmıştır.
Ayrıntılı bilgi için bkz. menü
RADYOFREKANS DALGALARI İLE VARİS TEDAVİSİ
Bacak bölgesindeki varisler ve kılcal damar çatlamaları Amerika'dan FDA onayı alınmış etkinliği kanıtlanmış Long Pulse ND YAG lazer ile kolayca tedavi edilebilmektedir.
1064 nm dalga boyunda lazer ışını üreten, Nd Yag kristal tarafından üretilen ışınlar cam fiberle taşınarak cilde uygulanır. bu dalga boyu lazer ışınları özellikle damarlar içersindeki oksihemoglobin tarafından emilerek ısı enerjisine çevrilir.bu amaçla kılcal damar tedavilerinde ilk tercih edilen lazer olma özelliliğindedir.Hedef dokuları anlamında lazer epilasyon , ve cilt gençleştirme amacıyla da kullanılmaktadır.
Kılcal varislerin tedavisinde Doppler ultrasonda bu besleyici dalların tesbit edilebilmesi önemlidir. Çünkü böyle bir dala skleroterapi uygulanırsa tek bir enjeksiyonla geniş bir sahadaki kılcal varisler tedavi edilebilir. Renkli Doppler ultrasonda böyle bir dal bulunamazsa kılcal varisler için 3 tedavi yöntemi uygulanabilir.
1.Mikroskleroterapi: Çok ince iğnelerle kılcal varislere girilerek damarları büzen bir ilaç verilir. Çapları telenjektazilerden daha geniş olup yeşil-mavi görünen küçük varisli damarların tedavisinde skleroterapiden yararlanılabilir. Bu yöntemde, genişleyen küçük damarların içine damarın kapanmasını sağlayacak çeşitli ilaçlar enjekte edilerek tedavi edilebilir.
2.Yüzeyel (transdermal) lazer: Kalem şeklinde bir probla kılcal varislere ciltten geçen lazer enerjisi verilir.
3.Radyofrekans (RF): Çok küçük iğnelerle kılcal varislere girilerek RF enerjisi verilir.
4.Transkutan Nd-YAG Lazer:
FDA onaylı 1064 nm.uzun pulse süreli Cooltouch Varia laser sistemi; vücudun her bölgesinde istenmeyen telenjektazileri, küçük-yüzeyel damarlardan derin-mavi venlere kadar tüm vasküler lezyonların güvenli, kolay ve etkili tedavisini sağlar. İçerdiği Pulse’lı soğutma sistemi epidermisi uygulama sırasında deri yüzeyine etki eden sıcaklıktan korur.Bronzlaşmış ve koyu cilt tipleri dahil olmak üzere tüm cilt tiplerinde kullanılabilir.
Pulse’lı Soğutma Sistemi; Güvenli ve kesin soğutma sağlayan cryogen soğutma sistemidir. Atış öncesinde,sırasında ve sonrasında soğutma yapabilen ayarlanabilir soğutucu ile maksimum hasta konforu sağlanır.Deri yüzey ısısının düşürülmesi ile analjezi ve her türlü deri tipinde epidermisin korunması sağlanır.
Lazerle yapılan varis tedavisinde en etkili cihaz olan Nd-YAG lazer kullanmaktayız. Bu tedaviyi her yaştan hastaya uygulayabilmekteyiz. Lazerle yapılan varis tedavisinde 4 mm den küçük damarları yok edebilmekteyiz. Özellikle halk arasında kılcal damar genişlemeleri olarak bilinen spider ven ve telenjiektazilerde Nd-YAG lazerin küçük başlıkları ile mükemmel başarı elde edilmektedir.
Kliniğimizde kılcal varis tedavisinde kullandığımız kullandığımız 1064 nm.uzun pulse süreli Cooltouch Varia laser sistemi
Lazerle kılcal
damar ve varis tedavisi
Son yıllarda lazer tedavileri çok büyük aşama
kaydetmiştir. Günümüzde lazerler pek çok alanda
güvenle kullanılmaktadır. Bu heyecan verici
gelişmeler özellikle bacak varislerinin mavi ve
kırmızı renkte olanlarında, yüzde ve vücudun
herhangi bir yerindeki damar genişlemelerinin
lazerle tedavisini olanaklı kılmıştır. Lazerle
tedaviler gittikçe popüler olmaktadır. Çünkü yan
etkileri çok azdır ve tedaviden hemen sonra günlük
aktivitelerinize dönmeniz mümkündür.
Kimler lazerle
tedaviden faydalanabilir?
Kadın , erkek ve hatta çocuklarda lazerle tedavi
mümkündür. Hem koyu tenli ve hem açık tenli kişilere
lazer tedavisi yapılabilir. Tıbbi olarak uygun olup
olmadığı uzman doktorlarca değerlendirildiği için en
sağlıklı şekilde yapılır. Kanama bozukluğu, epilepsi
hastaları, kalp pili taşıyan hastalar ve gebelere
uygulama yapılmaz.
Lazerle tedavi ne
sıklıkla yapılmaktadır?
Genellikle bir veya iki seans yeterlidir.2 seans
arası ortalama 3-4haftadır. Bununla beraber tedavi
sayısı damarların sayısı, rengi ve büyüklüğüne göre
değişebilir.
Lazerle tedavi ne
kadar zaman alır?
Tedavi uygulama süresi 15 dk ile 45 dk
arasında değişir.
Yan etkiler nelerdir
ve tedavi sonrasında normal hayata geri dönülebilir
mi?
Bu tedavinin en güzel tarafı günlük aktivitelerinize
hemen dönebilmenizdir. Ağrı şikayeti çok azdır.
Yapılan alanlarda hafif kabarma ve kızarıklık
görülebilir. Ancak bu şikayetler birkaç günde
geriler. Uygulama sonrası güneşlenmemek gereklidir.
İşlem genelde güneşin çok yoğun olduğu yaz aylarında
yapılmaz ancak çok uygulamak gerekirse güneş
koruyucu kremle bölge korunmalıdır.
Lazerle hangi tip damarlar tedavi edilebilir?
Lazer tedavisi bacak damarlarında özellikle ince kılcal damar tipindeki mavi ve kırmızı renkli damarlarda başarıyla uygulanır.
LAZERLE KILCAL VARİS TEDAVİSİ ayrıntılı bilgi için tıklayınız
VARİS KÖPÜK TEDAVİSİ
VARİSTE ULTRASON KILAVUZLUĞUNDA KÖPÜK SKLEROTERAPİSİ (UKKS)
UKKS yönteminin esası klasik skleroterapide kullanılan sklerozan ajan, hava ile karıştırılarak köpük oluşturulması esasına dayanır.
Köpükçükler makro, mini ve mikro kabarcıklar olarak sınıflandırılır. Köpük, hava ve sklerozan ajanın karıştırılmasından elde edilir ve asıl avantajı köpüğün endotelle daha iyi temas etmesidir, böylece etkinlik artar(Resim).
Resim
Ayrıca köpüğün ven içerisindeki ilerleyişini USG ile takip etmek mümkündür.
Öncelikle hastaların derin ve yüzeyel venleri olası derin venöz sistemini ekarte etmek için rutin ultrasonografi ile incelenir ve reflünün varlığı araştırılır. USG yardımı ile vene giriş ve sklerozan maddenin enjeksiyonu yapılmaktadır. Vene giriş için ven USG ile longitudinal olarak görüntülenir. USG ile ilacın ven içindeki dağılımı ve etkileşimi de kontrol edilir. Enjeksiyon sonrası venin vazospazmı ultrasonun probuyla ritmik kompresyonlarla sağlanabilir. Hasta supin pozisyonda iken safenofemoral bileşkenin yaklaşık 10 cm distalinde safen ven bulunur. Venin cilt altındaki derinliği ve çapı ölçülür. Teflon katater direkt ultrasonografi eşliğinde safen vene yerleştirilir. Bacak yaklaşık 45 derece yukarı kaldırılarak safen venin içindeki kanın yerçekimi etkisi ile boşalması sağlanır. Kataterden sklerozan köpük uygulanır. Derin venlere ajanın ilerlememesi için safenofemoral bileşkeye dışardan bası uygulanır. Enjeksiyon bölgesine devamlı bir kompresyon uygulanırken katater çekilir.
Kullanılan köpük miktarı damarın uzunluğuna ve çapına bağlı olmakla beraber, hava embolisi riski nedeni ile belli bir sınırı olmalıdır. Bir seansda kullanılacak maksimum sklerozan miktarı konusunda henüz tam bir veri olmamasına rağmen 2nd European Consensus Meeting on Foam Sclerotherapy toplantısında bu miktarın seans başına 10ml’ yi geçmemesi önerilmiştir. Trunkal varikoziteler için %3 polikanadol’ün %1’ lik formundan daha etkili olduğu, ancak hiperpigmentasyon ve flebit gibi komplikasyonlara daha sık neden olduğu ortaya konmuştur.
Değişik boyut ve çaptaki varikoziteler bu yöntem ile tedavi edilebilir, ancak 10mm ve üzeri safen venlere uygulanacağında birden fazla seans gerekebilir. UKKS aynı zamanda ileri derece venöz yetmezliği olan hastalarda da kullanılabilir ve ülser iyileşmesini hızlandırır.
Klasik skleroterapi ile karşılaştırıldığında artmış damar duvarı temas süresi, ven duvarının yüzey alanını arttırması ve venöz spazm oluşturması nedeni ile, köpük skleroterapi 4 kat daha efektiftir. UKKS işlemi ardından trunkal varikozitelerin üçte ikisinin kapandığına ve yapılan işlemlerin %90’dan fazlasında 2 veya 3 seans sonrası mükemmel sonuç alındığına yönelik yayınlar mevcuttur. Bir başka çalışmada ise ligasyon ve tek seans UKKS tedavisinin kısa dönemde ligasyon+stripping tedavisine göre daha az efektif olduğunu ancak maliyet ve zaman açısından daha avantajlı olduğu ortaya konmuştur. UKKS venöz ülser tedavisinde inkompetan safen ven tedavisi ve perforan venlerin tedavisindeki yeri sayesinde önem kazanmıştır.
Büyük variköz venlerin tedavisinde köpük sklerozanlar, sıvı sklerozanlara göre daha efektif kullanılmaktadır. Buna karşın köpük ile yapılan endovenöz obliterasyon girişimlerinin başarısı radyofrekans ve lazer yöntemlerinden kötüdür.
Yan etkiler değerlendirildiğinde köpük skleroterapisinde sklerozan maddenin ekstravenöz injeksiyonu sonucu hiperpigmentasyon ve cilt nekrozu gibi komplikasyonlar ortaya çıkabilir.
Klasik skleroterapi ile karşılaştırıldığında köpük skleroterapisinde postinflamatuar hiperpigmentasyon görülme sıklığı daha yüksektir ancak cilt nekrozu riski klasik sklerozana göre daha dilüe olması nedeniyle daha düşüktür. Hastalar tedaviden birkaç hafta sonra enjeksiyonun yapıldığı ven hattı boyunca endurasyon ve kızarıklık ile karşılaşabilirler. İşlem sklerozan ajanın sistemik dolaşıma girmesi nedeni ile artmış derin ven trombozu ve emboli riskine sahip olmasına rağmen literatürde çok az bildirilmiş vaka vardır. Bu ciddi komplikasyonların görülme sıklığı ile kullanılan köpük sklerozan miktarı arasında bağlantı bulunma ihtimali yüksektir. Bazı yazarlar özellikle yüksek riskli hastalarda derin ven trombozunu önlemek için 5 gün boyunca düşük molekül ağırlıklı heparin kullanımını önermektedir.
İLGİLİ LİNKLER
http://lazerle-varis-tedavisi.kursatbozkurt.com/
http://www.lazerlevaristedavisi.com.tr.tc
http://varis.kursatbozkurt.com/
http://varis-merkezi-lazer-radyofrekans.kursatbozkurt.com/
http://www.kursatbozkurt.com/varis.htm
http://www.kursatbozkurt.com/lazerlevaris.htm
http://varislazertedavisi.blogcu.com/
http://varis.blogcu.com/varis-ameliyati-lazer-radyofrekans-yontemi_32946521.html
VARİS ve TOPLARDAMAR HASTALIKLARI
Toplardamarların görevi nedir?
Kalp her atışta vücudun ihtiyaçlarını karşılamak için bir miktar kanı atardamarlar ile dokulara gönderir. Bu temiz kan gerekli oksijeni ve besleyici maddeleri hücrelere verir ve ortamda oluşan artık maddeleri toplar. Oluşan bu kanın artık rengi koyudur ve toplardamarlar aracılığı ile kalbe geri taşınır. İşte varis bacaktaki bu toplardamarların genişlemesidir.
Bacak toplardamarları iki bölümde incelenebilir:
Yüzeysel toplardamarlar: Cilt altında yerleşirler ve gözle görülebilirler. Vücudumuzda kirli kanı kalbe taşıyan yan yollar olarak düşünülebilirler. Yüzeyel toplardamarlarda en sık görülen hastalık varislerdir.
Derin toplardamarlar: Komşu oldukları atardamarla birlikte derinde seyrederler ve gözle görülemezler. Bacak kirli kan drenajının % 90’nını sağlayan otoyollar olarak değerlendirilirler. Derin toplardamar sisteminde en sık görülen hastalık tıkanma ve iç varis olarak da bilinen kapak yetersizliğidir.
Toplardamar sisteminin görevi dokulardan alınan kanın kalbe taşınmasıdır. Atardamarların aksine toplardamarların içinde hassas kapakçıklar bulunur. Bu kapakçıklar yerçekiminin etkisine rağmen kanın kalbe doğru tek yönde hareketini sağlayıp geri kaçışı önlerler ve insan ayakta olsa bile toplardamar drenajı sağlanır. Ayakta sabit olarak çok fazla duran bireylerde ise bu kapakçıklar bozulur ve varis gelişebilir (resim 1). Öğretmenler, hemşireler, cerrahlar, polisler, diş hekimleri, ve garsonlar risk altındadır. Buna karşın ayakta çok durmalarına karşın baldır kaslarını çok sık kullanan sporcularda varis gelişme olasılığı azdır. Uzun sure oturarak çalışmada daha az olsa da risk taşımaktadır. Sekreterlerde ve uzun sure bilgisayar karşısında çalışan bireylerde varis görülme oranı az değildir.
Varis nedir ve sıklığı nedir?
Varis bacak toplardamarlarının genişlemesi, uzaması ve büklümlü hale gelmesi olarak tanımlanır. Antik Yunan döneminden bu yana bilinmekte olan bir hastalıktır. 2500 yıl önce yapılan bazı heykellerde varisler çok belirgin olarak gösterilmiştir. Varis ile ilgili diğer ilginç bir özellik doğada yalnızca insanlarda görülmesidir. Diğer hiçbir memeli türünde saptanmamıştır. Ülkemizde sağlıklı istatistikler bulunmadığından tam sıklığını bilmiyoruz. Ancak batı toplumumunda % 10-20 gibi yüksek oranda görülmektedir. Buradan yola çıkılarak Türkiye’de 5 milyon bireyde değişik derecelerde varis olduğu öngörülebilir. Kadınlarda erkeklerden daha sıktır. Yaşla birlikte varis görülme olasılığı çok artmaktadır.
Neden oluşur?
Aslında varisin oluşma nedeni tam olarak bilinmemektedir. Oluşan temel sorun toplardamar duvarında oluşan yapısal bozukluk nedeniyle damarın genişlemesidir. Ancak asıl başlangıcın damar duvarındaki bozukluk mu, yoksa kapakçıklardaki hasar mı olduğu net değildir. Varise ailesel bir yatkınlık söz konusudur ve olguların önemli bir kısmında aile bireylerinde de varis vardır. Bir çalışmada anne veya babasında varis bulunan bireylerde varis gelişme olasılığının % 80 olduğu bildirilmiştir. Hamilelerde de varis sıktır. Bunun nedeni erken dönemde değişen hormonal dengedir. Bilindiği gibi hamilelik sürecinde anne de bazı hormonların düzeyi çok artar. İşte bu hormonlar damar duvarındaki düz kasları da etkiler ve damarlar genişler. Daha ileri hamilelik döneminde anne rahminde büyüyen bebeğin mekanik olarak etraftaki toplardamarlara baskı yapmasıda rol oynar. İyi olan doğum sonrası birkaç ay içinde bu varislerin %60-70 oranında düzelmesidir.
Varislerin daha nadir olan nedenleri de vardır. Derin toplardamarları tıkalı olan bireylerde yüzeysel toplardamarlar tüm bacağın kirli kan dönüşünü üstlenirler. Bu nedenle çapları artar ve varis görünümü alırlar. Ancak bu damarlara dokunulmamalıdır, çünkü bunlar vücudun bir savunma mekanızmasıdır. Ayrıca atardamar ile toplardamarlar arasında bağlantılar oluşan bazı hastalarda da varis oluşabilir. Buradada altta yatan hastalık düzeltilmelidir.

Resim 1.Normal ve anormal kapakçıkların çalışması. Sağdaki kapağın fonksiyon bozukluğu kanın bacağa geriye kaçmasına ve yakınmalara yol açacaktır.
Hastalığın dereceleri nedir?
Toplardamar hastalıklarının şiddeti günümüzde 0-6 arasında belirtilmektedir:
Derece O: Görülebilen toplardamar hastalığı yok
Derece 1: 1-3 mm çapında ince varisler
Derece 2: Çapı 4 mm üzerinde olan gerçek varisler
Derece 3: Bacakta şişlik
Derece 4: Ciltte kahverengi-siyah değişiklikler
Class 5: Cilt değişiklikleri ve ayak bileği çevresinde iyileşmiş yara
Class 6: Açık yara olması (hemen daima ayak bileği içi tarafında)
Yakınmalar:
Çapı 1 mm civarında olan genişlemelere kılcal varis denmektedir (resim 2). Kılcal varisler genelde görüntü bozukluğu dışında bir yakınmaya yol açmazlar. Özellikle çapı 3-4 mm üzerinde olan varislerde ise görüntü bozukluğuna ek olarak belirgin yakınmalar başlar (resim 3). Uzun süre ayakta kalma sonrası bacakta ağrı, şişme, hassasiyet ve ağırlık hissi oluşabilir. Hastalar bacakta sürekli bir sızlama olduğunu ve dinlenseler de kolay kolay geçmediğini farkederler. Bu yakınmalar günün sonuna doğru çok belirgin hale gelir ve hastalar ayakkabılarının dar geldiğini tanımlar. Bayan hastalarda adet dönemlerinde yakınmalar belirgin olarak artar.
Geç dönem varis hastalarında özellikle ayak bileği iç tarafında şişme ve siyaha yakın renk değişikliği başlar. Bu alan kaşıntılıdır ve ayakkabı vurması gibi küçük kaza ile yara açılabilir. Bu yaralar tipik olarak geniş, ancak derin olamayan yaralardır. Dipleri canlı kırmızıdır (resim 4). Tedavi çok güçtür. Açılan bu yaraların kapanması için uzun süren pansumanlar gereklidir ve tedavi hayat boyunca süregelir.
Tedavi edilmeyen varislerde gelişebilecek bir diğer komplikasyon enfeksiyondur. Varis kanın göllendiği alandır ve kan mikroplar içinde çok iyi bir beslenme ve çoğalma ortamıdır. Enfeksiyon gelişirse bu alanda kızarıklık, bölgesel ısı artışı, hassasiyet ve şişlik oluşur. Tedavi öncelikle antibiotikler ile enfeksiyonun kontrolüdür.
Tanıda kullanılan radyolojik yöntemler:
Günümüzde en sık kullanılan yöntem Doppler ultrasondur. Bu yöntem ile gözle görülemeyen derin toplardamarlar incelenebilmekte, kapak yetersizliği değerlendirilebilmektedir. Varis tedavisi öncesi altta yatan tüm sorunları anlayabilmek için Doppler ultrason gittikçe daha sık kullanılmaktadır. Bu yöntem ağrısız olup iğne kullanılmamaktadır. Pahalı bir inceleme değildir.
Tedavi:
Yakınması az olan hastalar veya cerrahi riski yüksek olan hastalara varis çorabı önerilir. Ayrıca varisten korunmak içinde kullanılmaları uygundur. Varislerin yerleşimine göre dizaltı, dizüstü veya külotlu varis çorapları önerilmektedir. Ancak hastalar en kolay dizaltı varis çoraplarını kullanabilmektedir. Hafif, orta, yüksek ve çok yüksek basınç uygulayan varis çorapları mevcuttur. Korunma amacıyla hafif basınçlı çoraplar yeterlidir. Ancak varisleri ve şişliği olan hastalar daha yüksek basınç basınçlı çorapları giymelidir.
Varis çorabı pek çok kişi tarafından yanlış kullanılmaktadır. Varis çorabı hastanın toplardamarlarının en boş olduğu aşamada giyilmelidir. Öncelikle hasta yatağa yatmalı ve bacağını 5-10 dakika yukarı kaldırmalıdır. Ardından varis çorabını giymelidir. Gün içinde ayakta kaldığı süre içinde varis çorabı ile dolaşmalıdır. Gece yatarken çorabın giyilmesi gerekli değildir.
Tedavi gerekliliği ve tipi hastaya göre değişir. Genç bir bayanda görüntü bozukluğuna yol açan küçük bir varis tedavi edilebileceği gibi, yaşlı hastalarda daha yaygın varisler basınçlı çorap ile yaşam boyu izlenebilir. Genelde bireyi rahatsız edici görüntü bozukluğu, ağrı ve şişliğe yol açan varisler tedavi edilmelidir. İleri derece varisler özellikle ciltte renk değişikliği ve yara varsa mutlaka tedavi edilmelidir.
Tedavi seçenekleri:
Varis tedavisinde 2 ayrı sorun birlikte giderilmelidir. Dıştan görülebilen varisler tedavi edilmeli, ancak belki bundan daha önemli olan altta yatan ve toplardamar içindeki basıncın artmasına yol açan sorunun giderilmesidir. Böylece hastanın görüntü sorunu giderildiği gibi ağrı ve bacakta şişme yakınlaraı düzelecektir. Belki de en önemlisi hastaların temel kuşkusu olan varislerin tekrarlama olasılığı en aza indirilecektir.
Skleroterapi (iğne tedavisi): Bacaktaki varislerin içine çok ince iğneler ile bir madde verilerek toplardamarın tıkanmasıdır. Orta ve büyük çaplı damarlarda başarı şansı düşük olduğundan önerilmemektedir. Çapı 1-3 mm civarında olan varislerde kullanılabilir (resim 5). Uygulanan venin çapı arttıkça yöntemin başarısı azalmaktadır. Köpükle yapılan skleroterapi son 10-15 yıl içinde İspanya dan popüler hale gelmiş ve son zamanlarda bazı Batı Avrupa ülkelerinde de uygulanmaya başlanmıştır. Bu girişim muayenehane veya poliklinik koşullarında yapılmaktadır. Her seansta belli bir alan yapılmakta ve belirli aralıklarla hasta çağırılarak tedavi tamamlanmaktadır. Hasta girişim sonrası yürüyerek evine gidebilmekte, araba kullanabilmektedir. Girişim sonrası 3-5 gün arasında varis çorabı giyilmesi önerilmektedir. Başarı oranı yüksektir. Yan etkiler nadir olsa da görülebilir. Allerjik reaksiyon son derece nadirdir. Verilen ilacın damar dışına sızması renk değişikliğine yol açabilir. Tedavi sonrası bu bölgede oluşan morluklar ve şişlikler geçicidir.
Lazer tedavisi
Lazer teknolojisi varis tedavisinde son 5 yıldır gittikçe artan yaygınlıkta kullanılmaktadır. Cildin dışından verilen lazer ışınları ile çapı 1 mm altında olan toplardamar genişlemeleri yok edilebilir (resim 6). Ancak daha geniş çaplı damarlar cilt dışından lazer ile tedavi edilmemelidir. Damarı kapatmak için gereken yüksek enerji ciltte yanıklara, renk değişikliğine ve parşömen gibi değişikliklere yol açabilir.
Günümüzde tüm dünyada en popüler tedavi büyük varislerin içten lazer ile kapatılmasıdır (resim 7). Bu girişim eskiden hemen daima cerrahi tedavi gerektiren hastalarda rahatlıkla kullanılabilmektedir. İşlem sırasında öncelikle bir iğne ile damarın içine girilmektedir. Ardından Doppler ultrason denen bir cihaz kılavuzluğunda öncü tel damarda uygun yere yerleştirilmektedir (resim 8). Ardından lazer ışığını damar duvarına verecek olan ince tüp damar içinde ilerletilmektedir. Son olarak lazer kaynağı çalıştırılarak kontrollü olarak damarın içten tıkanması sağlanmaktadır (resim 9). Bu yöntem önemli avantajlara sahiptir. Öncelikle lokal anestezi altında yapılabilmektedir. İşlem ortalama 30 dakika-1 saat sürmekte, hasta 1-2 saat dinlendikten sonra yürüyerek evine gönderilmektedir. İşlem sonrası hareketlerinde herhangi bir kısıtlama gerekmemektedir. Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa ülkelerinde heryıl onbinlerce hasta bu yöntem ile tedavi edilmektedir. Girişimin başarı oranı %98 civarındadır. Bu yöntem varis yakınması olan olguların % 70’ine uygulanabilmektedir. Başarı için iyi hasta seçimi çok önemlidir.
İşlemin komplikasyonları nadirdir. Olguların %20’sinde bacakta geçici morluk oluşabilir. Yöntemin önemli dezavantajı maliyettir. Kullanılan lazer tüpleri tek kullanımlık olup herbiri 400 dolar civarındadır. Günümüzde bu teknoloji ülkemizde tarafımızdan yaygın olarak uygulanmaktadır.
Lazere benzer şekilde damarın içten kapatılmasını sağlayan diğer bir yöntem ses dalgalarının kullanılmasıdır. Bu girişimin uygulanması lazer ile aynıdır. Tek fark lazer enerjisi yerine ses dalgaları kullanılarak tıkanma sağlanmasıdır. Bu yöntemde lokal anestezi altında yapılmakta ve hasta girişim sonrası evine gönderilebilmektedir.
Cerrahi tedavi
Burada amaç dıştan görülen varislerin çıkartılmasının yanısıra toplardamarların içinde yüksek basınca yol açan, ve hemen daima kasık bölgesindeki kapakçıkların yol açtığı yetersizliğin giderilmesidir. Bu yetersizlik giderilmezse hastaların yakınmaları süregelecek ve varisler kısa zamanda tekrarlayacaktır. Hastaların ameliyat öncesinde Doppler ultrason ile incelenmesi bu nedenle çok önemlidir. Eskiden ayak bileğinden kasığa kadar tüm toplardamar bir tel yardımı ile soyulmakta idi. Bu girişim artık son derece nadiren kullanılmaktadır. Çünkü diz altındaki ana yüzeysel toplardamarın kendisinde varis gelişme olasılığı azdır (resim 10). Bu damar ileride yapılabilecek kalpte bir bypass operasyonu için gereklidir ve olabildiğince korunmalıdır. İdeal tedavi lazer veya ses dalgası enerjisi kullanarak kasık-diz arasındaki sorunu gidermek ve kalan yan dal varislerini bölgesel olarak çıkartmaktadır.
Hastada kapak yetersizliği yoksa tek gerekli olan genişlemiş varis yumaklarını üzerlerine yapılan küçük cilt kesileri ile çıkartmakdır. Bunlar cildin doğal çizgilerine paralel olarak yapılan 2-3 mm uzunlukta kesilerdir ve çoğu zaman dikiş gerektirmeden iyileşmektedir (resim 11). Bu nedenle ameliyat sonrası iz kalmamaktadır. Girişim yan dal varislerin çokluğuna ve hastanın isteğine bağlı olarak genel anestezi veya lokal anestezi altında yapılabilmektedir. Hasta genelde hastanede kalmamakta ve aynı gün ayağa kalkıp evine gidebilmektedir. 3-4 gün dinlenme önerilmekte ancak kesin yatak istirahati gerekmemektedir. 1-2 hafta varis çorabı önerilmektedir.
Korunma
Varis gelişiminde muhtemel en önemli faktör genetik eğilimdir. Bunun üzerine hareket gerektirmeyen işlerde çalışan bireylerde varis gelişmektedir. Bu nedenle insanlar genetik yapılarını değiştiremeyeceklerinden ve kolay kolay meslek değiştiremeyeceklerinden varis oluşmasından kesin korunma sözkonusu değildir. Sigara ve içki kullanılmasının varis gelişmesi ile doğrudan bağlantısı yoktur. Ayrıca varis gelişimini engelleyecek bir ilaç bulunmamaktadır. Değişik kaynaklarda belirtilen varis önleyici kremlerin bilimsel olarak yararı gösterilememiştir. Bu nedenle alınabilecek en önemli önlemler kilo kontrolü, düzenli egzersiz, uzun süre sabit poziyonda kalmama ve koruyucu varis çolabı kullanmaktır. Hasta her fırsatta bacağını yüksekte tutmalıdır. Varis hastalarının topuklu ayakkabıları olabildiğince az giymesi önerilmektedir.
Resim 2. Değişik türde kılcal varislerin şematik görünümü,
Resim 4. Ayakta yara
Resim 5.Skleroterapi uygulaması. Bir hastada uygulama öncesi (sol) ve sonrası (sağ) görülmektedir.
Resim 6. Lazer tedavisi
Resim 7. Damar içi lazer tedavisinde kullanılan 2 cihaz: Doppler ultrason cihazı (solda) ve lazer enerji kaynağı (sağda)
Resim 8. Kateterin damar içine yerleştirilmesi
Resim 9. Lazer enerjisinin damar içinde uygulanması
Resim 10. Stripping (soyma) operasyonu
Resim 11. Varislerin lokal olarak çıkartılması. Üstteki fotoğraflar uygulamayı, alttakiler operasyon öncesi ve sonrası görünümü göstermektedir.
İLGİLİ LİNKLER
http://lazerle-varis-tedavisi.kursatbozkurt.com/
http://www.lazerlevaristedavisi.com.tr.tc
http://varis.kursatbozkurt.com/
http://varis-merkezi-lazer-radyofrekans.kursatbozkurt.com/
  ©2008 All Rights Reserved. • Designed and Updated by Dr EZEL ERŞEN